UNUTMAK VE ÖZLEMEK.....

2013-11-03 10:41:00

Özlem duyuyorum geçmişime..... Yaslandığım kayalara, gölgesinde uyuduğum ağaçlara özlem duyuyorum. Minik gözlerimi yumduğumda gördüğüm rüyalara özlem duyuyorum. Okuldan gelince aşık olduğum oyunları oynamaya ve aç kalınca anneme olan çılgınlığıma özlem duyuyorum.  Satır aralarında kaybettiğimiz binlerce hayat, sirkelendi de rafa kalktı anlaşılan. Unutuyoruz. Bizim olan herşeyi bizden daha çok seven başkalarını unutuyoruz. Susadığımız bütün umutlarımızı bir başkalarına devrederek, başkasının hayatını önemsiyoruz. Çoğu zaman kendi hayatımıza geç kalıyor ve manidar bahaneler üretiyoruz.  Üstesinden gelebileceğimiz problemleri halletmekten çok üstünü örtüyoruz. Aslına bakarsanız bütün bunlar bizlerin eseri. Dünyayı anlamaya çalışmıyor, onu yaşanılacak kılan herşeyi de mahvediyoruz. Sadece kendimiz için olan anlık zevklerimizin kölesi oluyoruz. Öz eleştiri yapmak bir yana, başkaları hakkında konuşmayı, karalama kampanyası başlatmayı çok iyi beceriyoruz.  Zor olana değil, olabileceğe yönelerek sömürgeciliğin tarihine adımızı altın harflerle yazdırıyoruz. Hepimiz birbirimizi kullanıyoruz. Topuklarımızın arkasını kazmaktan önümüze bakmak aklımıza gelmiyor.  Bizler nasıl insanlarız ki doymuyor, ölmüyor, anlamıyor, düşünmüyor, saymıyor, sevmiyoruz.... Saçma sapan yaşam hikayelerini ve hiç olmayacak zevkleri hayal dünyamızda canlandırıyor, bize gösterilenin esiri olarak kendimizi unutuyoruz.  Herşey çok basit aslında. UNUTUYORUZ.... ÖZLEMİYORUZ.    Devamı

GECE GECE BU DA NE......

2013-10-21 23:10:00

12 yaşında bir çocuk. İnce saçları saman balyaları gibi her zaman yanmaya hazır. Yüzünde 70 yaşında birinin kıvırcıkları. Elleri nasırlı, gözleri kara. Dumanlı bakan bir çift göz. Deli derlerdi adama o yaşlarda. Hayat yükünü verip kaçmış uzak diyarlara. Ben henüz başım göğsümün üstünde dağ bayır geziyorum. Hayat mı ? O ne ki!!!!  Benim bağlayıcılığım ailem ve okumakta olduğum bir kaç söz. Belirsiz alışkanlıkların orta yerinde bir dünya.... Kimimiz Sağından heyelan beklerken soldan gelen toprak kayması ta temelden sarsar adamı. Dümdüz olursun da aklın yerinden çıkar. Yine de salıvermezsin dünyaya aşırılıklarını....... İçinden 12 yaşında çocuk olmak gelir de anlam vermemek istersin yaşam denen çarka. Aslına bakarsan 12 yaşındasın. Çark dönmüş de dönmüş. Hiç durmamış zaman senin için. Yükün ağır, yolun taşlı ve dikenli. Çabuk eskitmiş bir 12 yıl seni. ..... Durmak yok yola devam... Zırhın kalbin, cesaretin yüreğindeki iman olmuş. Dört duvar arasına gizlenmek gibi bir acizliği yaşamamışsın. Alnından eksilmeyen dalgalar ince ince kıyılmış da akar olmuş içine içine. Çeker ya bu deli gönül. Kime ne çeker, kime ne eker. Toprağı bol olan kalbine sevgi, merhamet, adalet, başarı, kardeşlik, zenginlik ve Allah korkusu eker..... Durma be acizliğin amiyane türküsü. Sende söyle acı acı nağmelerini. Kulaklarımız işitmedim demesin son nefes divanında. Gözlerimiz koklamasın , kulaklarımız görmesin........Tersine dönen dünyanın en kötü hali ruh alsın meydanda canice...    YOK YOK BU BÖYLE OLMA. İNADINAGÜLSÜN SEVDAM YAŞAMAKTAN KORKMADAN. İNADINA GÜLSÜN GÖZLERİN HAYAT DENEN ÇARKA NİSPET........ Devamı

FELSEFİ HİKAYELER

2013-10-21 22:48:00

FELSEFİ HİKAYELER   PARADIGMA   Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaslı bir hanim, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini acıyor ve de yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta cani o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artik anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mi. Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane,kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bolmuş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ; KENDI KURABIYE PAKETI, HIC ACILMAMIS OLARAK CANTASINDA DURMUYOR MU ! MEGER, ADAMIN KURABIYESINI YIYORMUS. Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken,elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor. Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz. Covey bu örnekleri ; ayni enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler, diye özetliyor. Buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor. Einsteinin bir sözünü anımsatıyor.Karsılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz. Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, sorunların içinde kaybolmak yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp,sorunl... Devamı

FELSEFİ HİKAYELER

2013-10-21 22:46:00

PARADIGMA Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaslı bir hanim, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini acıyor ve de yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta cani o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artik anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mi. Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış,... ...Kaynak : aslimyanik.blogcu.com Devamı

FELSEFİ HİKAYELER

2013-10-21 22:45:00

PARADIGMA Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaslı bir hanim, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini acıyor ve de yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta cani o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artik anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mi. Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış,... ...Kaynak : aslimyanik.blogcu.com Devamı

HEVES DER GEÇERİM...

2013-07-22 02:10:00

Düzensiz fikirlerden oluşan beyinlere fırsat vermek istiyorum. Kim bilir belki bende onlardan biriyimdir. Zamansız çıkışlara anlam veremiyorum. Yoklukta düze çıkabilecek kadar dert sahibi olanların kaygılarını ve bu kaygıların onları frenlemesini garipsiyorum. İnsanlar sadece çıkarları uğruna yaşayan, günlük hayatı bu çıkarlar uğruna organize eden hareketli varlıklardan ibaret gibi geliyor bana. Bizim oralarda ''çökelek peyniri'' vardır. Bastırıldıkça daha korunaklı ve daha lezzetli olacağı söylenir. Şöyle bir bakıyorum kendime, bizim neremiz benziyor bu peynire diye. Tabi görünen o ki kimse farkında değil anlamsızlaştırıldığının ve yok sayıldığının. Herkes halinden memnun ve farklı değil. Hepimiz insanız elbet. Konuşmaya bayılırız. Fakat bizim konuşmalarımız hep olmayacak yerdedir. Konuşulması gereken yerde susar, sessiz olunucak yerde konuşuruz. Birbirimize üstünlük göstereceğimiz zaman hepimizin söylemlerinde bir ortaklık oluşur. ''Daha dünkü çocuk'' diye bahsederiz küçümsediklerimize. Farlı olamayız, üretemeyiz. Bence farkındalık yaratmak için insanın çok fazla kalıpları yıkmasına gerek yok. Çünkü temelde hepimiz aynıyız. Farklı olmak, çok az çabayla elde edilebilecek bir olgu. Küçükken büyümeye heves eder, büyüyünce kahrederiz. Elma şekeri isterken çıkan isyanımız bugün sadece sessizliğe bırakır kendini.Bilinmezin içindeyiz ya da öyle mi hissediyoruz. Her neyse Kafa karıştırmaya çok gerek yok. Sonuçta aynıyız, aynayız, sayıları çok ama çok fazla olan benzer mahlukatız. Nokta (.)' nın dahi bir haysiyeti var dimi. O kadarcık olursak belki azımsarım insanlığımızı.  ... Devamı

Can Sıkıntısı!!!!!!!!!

2013-06-14 11:09:00

Dünyanın yaşayan bir metabolizması ve onun işleyişini sağlayan çarkları var. Nihayi olarak biz bu çarkın ana kalbiyiz. İnsanlığın varoluşundan bugüne dek süre gelen zaman da evrimleşmiş, çeşitlenmiş ve değişmiş olabiliriz. Günümüz dünyasında ayırt edemediğimiz varlıklar ve bunların içinde bizatihi insanlar var.  Herşey olup biterken ve dünün bugününü zehir ederken, hayatı tekrara almayı başarabilen tek canlıyız. Kalbi duyguların önünde duran duvarları yıkmayı beceremiyoruz. Öyle bir hal aldı ki bu durum, izlemeyi ve izletmeyi meziyet edinmekten başka birşey yapmıyoruz. Genel manada değerlendirdiğimizde görünen o ki hepimiz yalnızlaşmış, kalıplaşmış ve durağanlaşmış bireyleriz.  Ben merkezcilikten kurtulamadığımız gibi, beyhude davranış ve tavırlarımızdan da kaçmıyoruz. En iyi bildiğimiz şey sorunlarımızın üstüne üstüne gitmek. Bu durum başta iyi birşey gibi görünebilir. Fakat zamanla üzerine gittiğimiz şeyin bize ait olmadığını gördüğümüzde bütün çabalarımız boşa çıkmış oluyor. Öyle ki hiçbirşeyi sahiplenmemek ve asıl sahibini bilmek lazım.  Sonbahar yaklaşmaya başladığında çiçekler, böcekler, ağaçlar ve kuşlar birbirlerinden özür dilerler ve son demlerini yaşayan dönemlerini sevinçle kutlarlarmış. Bizler her mevsimi acıyla taçlandırmayı kolumuza meslek olarak takmışız. Gönüller kurumuş, içlerimiz çürümeye mahkum edilmiş ve hala dünyeviyatımızda kopan sonbaharın farkına varmamışız.  Karamsarlığın Umutla dolu olduğu birkaç ''yüzü''müzle savaşıyoruz. Bakmak , görmek, algılamak ve zamanı en iyi şekilde değerlendirmek dileğiyle............. Devamı

SULANMAK...

2013-03-23 17:13:00

sıcak ve gökyüzünün masmavi olduğu bir gündü. başımdan süzülen terler göz kapaklarımın içine inceden diziliyordu. karşımda sanki deniz varmış görüntüsü yaratan kıpkırmızı bir yaz sıcağıydı. kuşlar cıvıltılarını yükselttikçe, kabaran gönlüme su serpiliyordu. içimi kaplayan huzurun bilinmez bir nedeni vardı.  bulmak istediğim sadece bu neden değil, buna sebep olan bütün etmenlerdi. dışarı çıktım ve kendimi yemyeşil bir vadide buldum. gördüklerim karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyordum. dışımda cennet gibi dünya içimde binbir fırtına. anlamam uzun sürmedi. korkuyordum fakat gizli bir umudun beni sardığından ve bana güç verdiğinden de emindim.  karşımda duran dik yamaçlara ve gökyüzüne bir daha baktım. gizlemeye çalıştığım korkum içimde açan nadide bir çiçeğe yenilmeye başlamıştı. gözyaşlarımla büyüttüğüm o marur bakışlı sonbahar çiçeği. ilk önce anlam veremedim yaşadıklarıma. bir yanda yaz bir yanda sonbahar. ne anlama gelmekteydi bütün bunlar. içimde kopan fırtınanın manası neydi. neden arada eksikler vardı. ilkbahar olmadan yaz ve kışsız sonbahar.  gözlerimi ovuşturmaya başladığımı anımsıyorum. kendime gelmem uzun sürmedi elbet. kalktım ve bir yudum su içtim. anladım ki sadece sulamak değil sulanmak da gerekliymiş . vay be kelimeye bak. sulanmak. var sen çıkar bundan manayı.   Devamı

Birinci adım ''SEVMEK.....''

2013-03-16 14:38:00

insan özlem duyduklarını aramalı bazen. 'yoğun gündemimiz izin vermiyor' bahanelerinden kurtulmalıyız. bu yazıma böyle başladım. çünkü özlediklerim, beklediklerim ve beklentilerim var. hayattan arzu ettiklerim veyahut yaşamın bana sundukları. bir de şahsımın sebep olduğu yaşanmışlığım. hepsi ayrı ayrı beni bekliyorken ve ben bunların hepsini özlüyorken kafamın nerde nasıl olduğunu gelin siz düşünün.  bizler yani dünyanın en güzel varlıkları insanlar ''insan'' olabiliyor muyuz? çoğu zaman merak ediyorum. kafamı kurcalayan ne kadar soru varsa öğrenmek istiyorum. bencilce davrandığımın farkındayım ama bilmemenin beni delirttiğinin de bilincindeyim.  dönelim ''insan'' olmaya. yaratılan en mucizevi varlık olarak insan. her birinin amacı olduğuna inandığım kalabalık. ben dünyaya gelişimizin tesadüf olmadığına ve herbirimizin yapması gerekli bir kaç görevimiz olduğuna inanıyorum. öncelikle bizi yaradana kulluk ve ardından tek bir kelime. İYİLİK...  beni en çok mutlu eden şey başkalarının benim sayemde mutlu olması. bunun verdiği haz pahabiçilmez. yardım etmek sevmek sevilmek ne kadar güzel anlatamam.  kapitalizmin terör estirdiği dünyamızda bunu başabileceğime inanıyorum. kapitalist bir anlayışın zihinlerde bıraktığı derin yaralar, tüketim çılgınlığına kapılan godomanlar ve diğer tarafta sömürülmeye mahkum edilmiş garibanlar. yüz yüze geldiğimiz bu durum çoğumuza diretiliyor. ne kadar mutlu olman gerektiğine karar veren  patron zihniyeti yükselmeye devam ediyor. para denen illet önce beynimize sonra kalbimize hükmediyor.  zor olan işte böyle bir dünya da böyle bir düzene direnebilmek. bütün kötülüklere rağmen iyiliği devam ettirebilmek. ... Devamı

SON (ÖLÜM)

2013-01-16 23:51:00

darağacında nasipsiz bekleyen bir çift halat olmak vardı. nerden geleceğini bilmediğin umutlara koca bir yumruk gibi zılgıtmak. deyimlerin dahi açık bıraktığı kapılardan birindeyim. belki yarınım dünümden, geleceğim geçmişimden besleniyor. şu an bunun cevabını almış değilim. psikolojim bana gösterilen ince çizgiden ibaret. kıytırık satırların boş çizgileri vardır. yazarlar ve çizerler onlardır. işte tam da sözün burasında benim açık kapılarım onların ince çizgisi olur.  kötülüğe meydan okuyor gibi görünen beyinleri kalplerine hükmedemez. anlayabilenedir bütün mizacı bozuk tümceler. rıhtım yaz aylarında pek sakindir. kışı bekler ansızın çarpmak için.  onların tiryakisi çektiğim sigaranın her an kaybolan dumanına benzer. dikiş tutmayan hayaller gibidirler. çabuk oluverirler. gel gelelim hayat illa ki beklentileri karşılar. aması vardır bütün yaşanmışlıkların. bağlaçların araya girmediği şu günlerde tazedir bütün kalifiye cümleler. kimisi kırmızı kimisi yeşile bürünür kayıtsızca. Ve arzuların tükendiği bir zaman gelir. yok olmuşluğunu hissedersin. etrafında dönen dünya ve içinden gelen son bir kaç kelime. ne söyleyebilirsin. ne kadar söyleyebilirsin bilemezsin. tam da o vakit iyi seçmelisin sarfedeceğin  nefesi.  kabaca bahsetmek ve süslü, karmaşık bir kaç düzene bindirmek istediğim asıl konu hepimizin korktuğu ama karşılaşacağını bildiği gerçek. hayatın tek ve belki yalan olmayan birincil tesiri. o zaman ağzından çıkanı kulağın duyar, kaleminden dökülenler kalbine iner. niçin geç kaldığımızı varın siz hesap edin. ÖLÜM bana böyle sana öyle... ... Devamı

SORGU

2012-12-25 12:21:00

Kaybolduğumuz hissiyatlar, bedbaht olan  yaşamımızı yönlendirmeye devam ediyor. Kimileri gibi gülmüyoruz hayata. Yarıştığımız kulvarların ayrı olduğunu bile bile meydan okuyoruz köhnelere. Anlaşılması zor kelimeler kurmayı meziyet edinen tümceler gibi kendimizi anlaşılmaz hale getiriyoruz. Öz eleştiri yapmak ya da buna çanak tutmak gibi de bir huyumuz yok.  Peki var olan nedir biliyor muyuz?? Savaşmaktan kaçar gibi döndürmeye çalıştığımız değirmen taşı, her çabanın başlangıcında olduğu gibi tane tane alıyor bizi içine. Kaybolmuyoruz veya yok olmuyoruz. Yaptığımız şey varolanın şeklini değiştirmekten ibaret.  Şekil değiştiriyoruz, şekilleniyoruz, şekillendiriliyoruz.  Değişimin tam ortasında kalan kararmışlığı gören gözlerimiz, her geçen gün çatlayan kabuğumuzu onarmakta geç kalıyor.  Doğru olan da bu ya!! Vurdumduymazız. Cumhuriyet meydanları gibi bir dolar bir boşalırız. Sormayız kendimize nedensizliğimizi. Biçare bekleyen kumsalın güneşe olan intiharı gibi ölümü bekleriz sabaha karşı. Biz neyiz farkında olan var mı?? İnsan, nesne, varlık, vb.  Ya görünmeyenin de ötesinde bekleyen hayallerimiz boşa mı çıkmalı??? Elbette soru soran bizler cevabını da yine kendi içimizde aramalıyız. Susmak ve kalabalığa inat suskunluğumuzu devam ettirmek çözüm olabilir mi?? Ben bulmakta zorlandığım cevapları aramaya devam ediyorum. Ya siz bu süreçte nelerin peşinde siniz???   Devamı

SEN YOKTUN

2012-11-21 18:47:00

SEN YOKTUN yüreğimde ne varsa, saldım gitti. vazgeçtim gizli arayışlardan. gördüğüm rüyaların beni yanıltmasına izin verdim günlerce. sessizliğimi bozmadan dinledim sabahı. bakışlarında gördüğüm yalnızlık gibi eridim avuçlarının içine. yanmayı bekleyen kor gibi döndüm etrafında.  Ve kayan yıldıza baktım günlerce. SEN YOKTUN... Devamı

SADAKAT...

2012-09-03 12:17:00

bakışlarında bulduğum yokluk beni rahatsız etmeye devam ediyor. şaşkınlığımı ne kadar gizlemeye çalışsamda biliyorum ki boş. zaman dünden bugüne neler değiştirdi farkında bile değilim. birbirine tutkun iki aşık gibi olan hayat ve ölüm, bana kendi penceresinden bakmaya devam ediyor. rahatsızlığını dile getirmeye çalışan hasta ve doktor gibiyim. dermanı olmadığını bildiğim halde umudumu yitirmeden bekliyorum.  ne zannettiniz!!! sizce ben aşık mıyım... ya da yazdıklarım birine olan duygularımın esiri mi???? asla ve asla anlayamayacak sınız!! kaderin kime ne verdiğini bilmeden ve hayatın ne anlama geldiğini kavramadan bizler ne işe yaradığımızı asla bilemeyeceğiz. elbette bir görevimiz, bir geliş amacımız var. çok azı bu şifreyi çözmüşken hala tembellik etmeyi sürdürüyoruz. kurtulalım dedikçe batmaya devam ediyoruz.  kime ne ki... ülkemde her gün büyük kavgalar yaşanırken, her sabah bir şehadetle karşılaşırken bundan kime ne değil mi??? birilerinin yıkılan ocakları ve dökülen gözyaşlarından kime ne değil mi??? sadece kendi yaşantımızı düşünüyoruz ve bizi etrafımızdaki hiçbir şey ilgilendirmiyor.  ben söylüyorum ama siz de diyceksiniz sen ne yaptın.. evet ben de sizler gibiyim. birşey yapamıyorum. elimiz kolumuz bağlı durmaya devam ediyoruz. benim elimde fırsat yok ama ben elinde değiştirmeye gücü olanlara sesleniyorum. niçin hala bekliyor sunuz.  işte böyle dostlar... bizler bu zor anları yaşamaya devam edeceğiz gibi görünüyor. inşallah bütün bu olanlar mazide kalacak ve bir daha kötü sabahlara uyanmayacağız. Devamı

ALAY...

2012-08-31 10:51:00

insanlar hayatı alaya almaya başladıkları günden beri dünyanın mevcut hali değişti. düşünsenize etrafınıza bakıyorsunuz ve gördüğünüz tek şey sessiz kalabalıklar. peki bu kalabalık ne iş yapıyor. niçin her gün aynı monotonluk devam ediyor. bilmiyoruz, sorgulamıyoruz ve sürü psikolojisini sürdürmeye devam ediyoruz. bizler davranışlarımızda değişikliğe gitmedikçe ve dünya da bizden başkalarının da olduğu bilincine varmadıkça bu düzenin değişeceği yok. Devamı

SON BİR ADIM...

2012-08-31 10:51:00

zamansız koşuşturmalarla yaşlanmayı yeğleyen insanlar şimdi bütün hiçlikleriyle birkez daha adım atıyorlar. bazıları hayata lanet okurken bazıları deniz kenarında lanet kusan  edebi eserleri okuyor. kimileri düz yolda yürümeyi bile beceremezken kimisi havada uçuyor. vazgeçenler ya boynuna bir parmak kalınlığındaki ölümü geçiriyor ya da 15. kattan atlamayı düşünüyor. ve ben bir kez daha bakıyorum dünyaya. silinip gidenler ve arkasında binlerce silinenler. birileri tutunurken yüzlercesi düşen  dünyada şimdi sıra kimde veya kimlerde. Devamı

KADER

2012-08-31 10:50:00

  KADER   kader karşımıza çıkardıklarını yinelemiyor. hepimizin amaçları ortak. rahat ve sıkıntısız bir hayat sürmek. dün ve bugünümüz arasındaki uçurum her geçen gün daha da artıyor. ve bizler böyleliği daima sürdürüyoruz... Devamı

BERRAK...

2012-08-31 10:50:00

  BERRAK   Bugün zaman çok hızlı geçti dediğimiz günler olur. aslında zaman her ne ise öyle akmaktadır.fakat hızlı dediğimiz gün uğraşlarımız olmuştur. zamanımızın çoğu dolu geçmiştir ve biz o günü diğerlerinden ayırırız. farkı biliriz ama görmezden geliriz çünkü tembellik içimize suyun berraklığı misali işlemiştir. şimdilerde sadece bugünümü dünümden ayırmaya çalışıyorum. belki benimki de alışılmışın ötesinde bir tembellik ama yinede bugün dünden faklı olmanın mutluluğunu yaşıyorum. başımı yastığa koymadan hesaba çekiyorum. uyumadan dünyaya her akşam olduğu gibi gözlerimi kapamadan yineliyorum bu hesabı. VE SONRASI BERRAK BİR UYKU... Devamı

GÜL...

2012-08-31 10:50:00

  GÜL   her geçen günün ardından, her acının, arkası yarınların ve doyumsuz sıkıntıların inadına gül. boşvermişliğin hesabına, katıksız yemeklerin kahrına ve bir tutam mutluluğun hatrına sadece gül. kaybolan şarkıları, silinen anıları ve acımasız yarınları bir kez bir kez daha unut ve sadece gül. Devamı