GERÇEKTEN BOŞUNA

2013-08-31 11:04:00

Bazen insanları anlamaya çalışıyorum. En başta kendimi anlamaya çalışıyorum. Fikirlerimin karamsar bakışlarını zihnimde canlandırmak zor olmuyor. Lakin bir boşluk hissediyorum beynimin derin çukurlarında. Dalgaların kıyıya vurması nasılsa aklımdakilerin de kalbime çarpması o denli oluyor. 

Şiddetli ve korkarcasına bir çarpıntı alıyor içimi.

Sorunlarla başa çıkmak bir yana daha sorunlarımın ne olduğunun farkına varmış değilim. Anlatmaya çalışsam kelimeler arkamdan kovalarmış gibi geliyor. Güpegündüz boğuluyorum gecenin karanlığında. Duygusuz ve hissiyatı olmayan biri değilim. Öyle olduğumu düşünmüyorum. Bazen vicdanım herşeyden daha çok acıtıyor içimi. Muhakeme kabiliyetimi yitirmiş olsam da düzgün kararlar almakta zorlanmıyorum. Kimi zaman sadece dinlemeye bırakıyorum kendimi. Çoğu zaman duymuyor ya da duymak istemiyorum. 

Hayatın bana biçtiği birkaç rolden ibaret görmüyorum kendimi. Elbette bir gerçek var, üstesinden gelmem gereken bir ''ben'' var. Ama henüz o ''ben''i bulduğumu da düşünmüyorum. Çevremde olan biteni gözlemlerken arıyorum kendimi. Bana ait olan karakterin özelliklerini saptamaya çalışıyorum çoğu zaman. 

Bütün bunları aynı zamanda yaşarken bir de zamanın geçtiğinin farkında olmamak var. Yitip giden koskoca bir zamanı arkamda bırakıyorum. Geçmişimle yüzleşmekten korkmuyorum ama geleceğe yönelik de birşey yapmıyorum. Bugünü olduğu gibi yaşayıp bir diğer güne uyananlardan biriyim. 

Her zaman olduğu gibi kendi kendimi tanımaya çalışmanın yollarını arıyorum. Kendimi tanımaya çalıştığım her an aynı zamanda hayal ettiğim anlar oluyor. Ne zaman bunu yapmaya kalksam ya düşünemiyor ya da olmak istediğim kişiyi hayal eder konumda buluyorum kendimi. Hayat felsefesi olan insanlardan değilim. Tek felsefem olarak insanı merkeze alıyorum. 

Bunun adına ''Hümanizim'' diyenler olabilir. Ama ben daha çok ''insancıl olmak'' tan yanayım. Aslına bakılırsa hayata bir felsefe katmayı da doğru bulmuyorum. Her insanın sorumlulukları ve  mücadelesinin söz konusu olduğu bir dünyada bir anlayışa sahip olmak ve onu kovalamak iyi bir fikir gibi gelmiyor bana. Çünkü insan her an değişebilen, şekillenebilen bir varlık. Hangimiz bir diğerinin her anını tahmin edebilir ki. Ne düşüneceğimizi hangimiz önceden bilebilir. Yalnız olmadığım kanaatindeyim. 

Yalnızlık!!! Tabi ya hepimizin tek problemi bu. Katlanamadığımız bu olguya karşı savaşmak adına herşeyi yapıyoruz. Bütün bir hayatı yalnız olmamak için harcıyoruz. Boşa kürek çekiyor ve son yaklaşmaya başladıkça yalnızlığımızın farkına varıyoruz. Yaşamın bütününü aslında sadece yalnız olmak için geçirdiğimizi kendi gözlerimizle görüyoruz. 

Soruyorum şimdi??? Felsefe bunun neresinde?. Kişisel sorunlar nerede. ? Sorumluluklara ne oldu? 

Şimdi bütün bu yazdıklarımı değerlendiriyorum da gerçekten boşuna. EVET EVET '' BOŞUNA''

27
0
0
Yorum Yaz